Şifresiz giriş yapabilmek için Google veya Facebook hesabınız ile bağlanabilirsiniz.
Tek adımda hızlıca üye olabilir ve rezervasyonlarınızı yönetebilirsiniz.
Şifresiz giriş yapabilmek için Google veya Facebook hesabınız ile bağlanabilirsiniz.
Gece
saatlerinde Kırıkkale’den misafirlerimizi alarak Akdeniz’in incisi
Antalya’ya doğru keyifli bir yolculuğa başlıyoruz. Aydın ve Denizli güzergâhını
takip ederek, sabahın erken saatlerinde vereceğimiz kısa molalar eşliğinde ilk
ışıklarla birlikte Toros Dağları'nın eteklerine ulaşıyoruz.Günün ilk rotası,
mitolojik efsanelere konu olmuş Olympos Dağı. Antik çağlarda tanrıların zirvesi olarak anılan, günümüzde ise Tahtalı Dağı olarak bilinen bu eşsiz coğrafya, Türkiye’nin denize en yakın ve en
yüksek noktalarından biri olma özelliğiyle büyüleyici bir deneyim sunuyor.
2.365 metreye ulaşan bu zirveye dünyanın sayılı teleferik sistemlerinden biri
ile çıkıyor, Akdeniz’in turkuaz sularını ayaklarımızın altına alıyoruz. Zirvede
alacağımız kahveler eşliğinde çekeceğiniz fotoğraflar hafızalardan silinmeyecek
güzellikte olacak. Zirvedeki huzur dolu dakikalarımızın ardından teleferikle
tekrar inişimizi yapıyor ve bu kez doğanın bir başka mucizesi olan Kurşunlu Şelalesi’ne doğru yola çıkıyoruz. Burada yapacağımız doğa yürüyüşü, sadece suyun
sesi ve kuş cıvıltılarının eşlik ettiği yemyeşil bir atmosferde gerçekleşiyor.
Antalya’nın en romantik ve huzur dolu noktalarından biri olan Kurşunlu’da
vereceğimiz serbest öğle yemeği molasında dileyen misafirlerimiz doğayla iç içe
bir masa seçebilir.Öğle saatlerinin ardından rotamızı bir diğer doğa harikası
olan Düden Şelalesi’ne çeviriyoruz.
Kayalıklardan coşkulu bir şekilde düşen bu su, gökyüzüne yükselen damlacıkları
ve çevresindeki yemyeşil örtüsüyle görsel bir şölen sunuyor. Bu bölgede
yapacağımız kısa yürüyüş ve serbest zaman sonrası, şehir merkezine
geçiyoruz.Günün son saatlerinde ise Antalya Kaleiçi’nde tarihi bir yolculuğa çıkıyoruz. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı
dönemlerinin izlerini bir arada barındıran Kaleiçi’nde; Hadrian Kapısı, Yivli Minare, Saat Kulesi gibi simgesel yapıları rehberimizin anlatımı eşliğinde keşfediyor;
begonvillerle bezeli dar sokaklarda tarih ve denizin kokusunu aynı anda içimize
çekiyoruz. Gün batımının altın tonları Antalya surlarına vururken, otelimize
doğru hareket ediyoruz. Konaklama ve akşam yemeği otelimizde.
Güne
otelimizde alacağımız açık büfe kahvaltı ile enerjik bir başlangıç yapıyor ve
ardından Akdeniz’in antik mirasını keşfe çıkmak üzere otobüsümüze yerleşiyoruz.
İlk durağımız, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan, dünyanın en iyi korunmuş Roma tiyatrolarından biri olan Aspendos Antik Tiyatrosu. 15 bin kişilik kapasitesi, muhteşem akustiği ve ihtişamlı mimarisiyle bu
yapı, adeta Roma'nın görkemini günümüze taşıyor. Rehberimizden tiyatronun inşa
süreci ve mitolojik su kemerleri hakkında ilgi çekici bilgiler dinledikten
sonra bölgeden ayrılıyoruz.Sıradaki rotamız, Apollon’un güneşiyle Athena’nın
bilgeliğini buluşturan, Akdeniz’in büyülü liman kenti Side. Burada yürüyerek
gerçekleştireceğimiz antik şehir gezimizde; Apollon ve Athena Tapınakları, Roma Caddesi, Agora, Hamam Kompleksi ve denize doğru uzanan Antik Tiyatro bizleri karşılıyor. Fotoğraf tutkunları için adeta bir açık hava
stüdyosu olan bu eşsiz alan, tarih ve denizin zarif birlikteliğini
sunuyor.Gezimizin ardından doğa ile iç içe bir mola için Manavgat Şelalesi’ne doğru yol alıyoruz. Genişliği, çağlayan suları ve serinletici
etkisiyle bilinen bu doğa harikasında, hem serbest zaman hem de öğle yemeğimizi
alıyoruz. Dileyen misafirlerimiz şelale kıyısında oturup çayın huzur veren sesi
eşliğinde kahvelerini yudumlayabilir.Yemek sonrası rotamızı Alanya’ya çeviriyoruz. Şehre varışımızda ilk olarak otobüsümüz ile Alanya Kalesi’ni panoramik olarak izliyoruz. Ardından Selçuklu mirası olan Kızıl Kule ve Tarihi Tersane bizleri karşılıyor.
Kızıl tuğlalardan inşa edilen kule, zamanında hem gözetleme hem de savunma
amaçlı kullanılmış ve bugün hâlâ tüm heybetiyle ayakta. Fotoğraf molamız
sırasında Akdeniz’in mavi tonları ve tarih iç içe kadrajımıza giriyor.Son
olarak, Türkiye'nin en önemli mağaralarından biri olan Damlataş Mağarası’na geçiyoruz. Sadece görselliğiyle değil, astım hastalarına şifa sunan
havasıyla da ünlenen mağara, doğanın yüzyıllar süren sanatına tanıklık etmemizi
sağlıyor. Mağara gezimiz sonrası, kısa bir yürüyüşle ulaşacağımız Kleopatra Plajı’nda dileyen misafirlerimiz için serin sularla buluşma zamanı! Rivayete
göre Kleopatra’nın bile bu sularda yüzdüğü söylenen plajda kısa bir yüzme
molası veriyoruz.Akşam saatlerinde buluşarak otelimize dönüş için yola çıkıyor
ve günümüzü keyifli bir akşam yemeği ile sonlandırıyoruz.
Güne
otelimizde alacağımız açık büfe sabah kahvaltısıyla başlıyor, ardından
bavullarımızla birlikte otelden ayrılarak Akdeniz’in büyüleyici koylarına doğru
yola çıkıyoruz. Kısa bir otobüs yolculuğunun ardından, Üçağız Limanı’na varıyor ve burada bizleri bekleyen teknemize geçiyoruz. Kekova
Körfezi'nde gerçekleştireceğimiz bu benzersiz tekne turu, turumuzun en masalsı anlarını oluşturacak.Mavi sular üzerinde süzülen
teknemizle ilk olarak Kekova Adası açıklarındaki Batık Antik Kent kalıntılarını izliyoruz. Tarihi bir depremin ardından
sular altında kalan bu Likya şehrinde, antik merdivenler, ev temelleri ve liman
kalıntıları denizin altından hâlâ gözle görülebiliyor. Rehberimizden Kekova'nın
mitolojik ve arkeolojik geçmişi hakkında etkileyici bilgiler dinlerken,
kameralarımız hiç durmayacak.Ardından teknemiz rotasını, sadece denizden
ulaşılabilen, büyüleyici manzarasıyla Kaleköy (Simena)'ye çeviriyor. Zirvesindeki Ortaçağ kalesi, tarihi Likya yazıtları ve
kayalara oyulmuş kral mezarları ile adeta zamanın donduğu bu şirin köyü tekne
üzerinden seyrederek fotoğraflıyoruz. Dileyen misafirlerimizle birlikte yüzme
molası veriyor; Akdeniz’in serin sularında unutulmaz dakikalar yaşıyoruz.Günün
lezzet durağı ise yine teknemiz olacak. Teknede alacağımız öğle yemeği, deniz havası ve manzaranın eşliğinde soframıza ayrı bir tat katacak.Tur
bitiminde karaya çıkıyor, otobüsümüze geçiyor ve bu kez rotamızı Akdeniz’in
başka bir incisine, Kaş’a çeviriyoruz. Varışımızda
Atatürk Anıtı ve tören alanında kısa bir bilgilendirme sonrası, begonvillerle
süslenmiş Kaş çarşısında yürüyüşümüze başlıyoruz. Yol üzerinde karşımıza çıkan ev tipi Likya mezarı, Likya uygarlığının şehirle iç içe geçmiş yaşantısına dair çarpıcı bir
örnek sunuyor.Serbest zamanımızda Kaş’ın şirin kafelerinde Meis Adası’na nazır çaylarımızı yudumlayabilir, hediyelik eşya dükkanlarında
alışveriş yapabilir ya da sahilde keyifli bir yürüyüşe çıkabilirsiniz.Kaş
ziyaretimizin ardından otobüsümüzle yola devam ediyor, yol üzerinde panoramik olarak Kaputaş Plajı’nı izliyoruz. Turkuaz renkteki sularıyla sosyal medyada
sıkça karşımıza çıkan bu doğa harikası, kartpostallık kareler için bizlere
harika bir arka plan sunacak. Son molalarımızı da vererek, günün sonunda Kırıkkale’ye
ulaşıyor, güzel anılarla dolu bu eşsiz turun ardından bir sonraki TATİL71 organizasyonunda buluşmak üzere vedalaşıyoruz.
| Hareket Noktası | Yetişkin | Çocuk | Bebek | Toplam |
|---|---|---|---|---|
| Kırıkkale - Cumhuriyet Mey. | 11.500 ₺ | 11.500 ₺ | - | 0,00 ₺ |
Bu tur için genel şart bilgisi bulunmamaktadır.
Paket tur rezervasyonlarında geçerli iptal–iade koşullarını tur öncesi incelemenizi öneririz.
Henüz değerlendirme yapılmamış.
Bu tur hakkındaki ilk değerlendirmeyi siz yapın!
Yükleniyor...
Yükleniyor...
Yükleniyor...